
Kendisine borçlu olmadığı bir para için icra takibi başlatılan ya da böyle bir takiple karşılaşacağını öngören kişi, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Dava, borç ilişkisinin hiç doğmadığı, sona erdiği veya iddia edilen tutarda olmadığı iddialarına dayanır.
Takipten önce açılan dava
Henüz takip başlatılmamışsa açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takip henüz yokken bu tedbir, ileride başlatılacak takibi durdurur.
Takipten sonra açılan dava
Takip başladıktan sonra açılan menfi tespit davası kural olarak takibi durdurmaz. Borçlu, ancak icra veznesine yatırdığı paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir isteyebilir; bu durumda da yüzde on beşten az olmamak üzere teminat gösterir. Borç ödenmişse dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve ödenen paranın iadesi istenir.
İspat yükü
Menfi tespit davasında ispat yükü genel kurala tabidir: alacaklı alacağın doğduğunu, borçlu ise borcun ödendiğini veya sona erdiğini ispat eder. Alacak bir senede dayanıyorsa, senedin karşılıksız olduğunu ileri süren borçlu bunu yazılı delille ispat etmek zorundadır.
Kötü niyet tazminatı
Dava borçlu lehine sonuçlanır ve alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, alacaklı alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Dava borçlu aleyhine sonuçlanır ve takibin durması nedeniyle alacaklı zarar görmüşse bu kez borçlu aynı oranda tazminat öder. Bu iki yönlü risk, davanın somut belgelerle desteklenmeden açılmamasını gerektirir.